Anasayfa » Gelibolu » Gelibolu Gezi Rehberi

Gelibolu Gezi Rehberi


 
 

 

Namazgah ( Gelibolu Azaplar Namazgahi)

Bu tür yapilarin en görkemlisi, en güzeli olarak nitelendirilmektedir 12,50x10,00 metre ölçülerinde, üstü açik çevresi korkuluklu bir ana mekan biçimindedir. Biri külahli, öbürü açik iki minberi, mermerden mihrabi vardir. Mihrabin yanlarinda süslü pencereler bulunmaktadir. Yazitli kapisi, dilimli ve rumi süslemedir. Mihrap mermerden bir nis içindedir.

Gelibolu’da bogaz ve Marmara’ya karsi genis bir alan olan Fener meydaninda bir açik hava cami olan namazgah, 1407 yilinda Haci Pasaoglu Iskender Bey tarafindan insa edilmistir. Sefere çikan deniz tüfekçi erleri için yaptirilmistir. Azaplar sefere çikacaklari zaman toplu halde burada namaz kilarlardi

 

 

Hallac-i Mansur (Makami)

Hamzakoy yolu ile fenere ayrilan yolun kavsagindadir. Türbenin içinde iki adet mezar vardir. Kim olduklari kesin olarakbilinmemektedir. Mezarlardan birisi kadina aittir. Evvelce bu türbenin duvarinda hallaç yayi ile tokmagi asili imis. Önceleri bakimsiz durumda olan türbe, 1971 yilinda ve 2007 yilinda onarilarak bugünkü duruma getirilmistir Hallac-i Mansur Islam dinindeki kendine özgü inanislari yüzünden Bagdat’ta öldürülmüstür. Türbesi Bagdat’tadir. Fakat degisik yerlerde Hallac-i Mansur makamlari bulunmaktadir. Gelibolu’daki türbe de yedi adet makamdan biridir.

BAYRAKLI BABA

Bayrakli Baba’nin Anit Mezari sehrin fener meydanina girisinde Hamza Bey koyuna bakan yamaçta yer almaktadir. Anit, küçük bir bahçenin içinde bulunan mermer bir mezardan ibarettir. Mezarin üzeri ve çevresi irili ve ufakli bir yigin asili bayrakla donatilmistir. Bayrakli baba bir adak yeri olarak bilinmektedir. Ev sahibi olmak isteyenler, evlenmek isteyenler, okulunu bitirmek isteyen ögrenciler yada akla gelebilecek her türlü dilekler için ilk akla gelen Bayrakli Baba olmaktadir. Halk dilegi için adak olarak bayrak asar. Bayrakli Baba Türkiye’nin en fazla ziyaret edilen yerler arasindadir.

Asil adi Karaca Bey olan Bayrakli Baba, Osmanli donanmasinda bayraktarlik yapan yigit bir denizcidir. Marmara Yassiada açiklarinda, Bizans donanmasi ile yapilan savasta elinde sancagi ile beraber 1410 tarihinde sehit düsmüstür. Donanmanin merkezi olan Gelibolu’da sahile yakin bir yere gömülmüs ve vasiyeti üzerine mezari bayraklarla donatilmistir.

Karaca Bey’in Bayrakli Baba olarak anilmasina neden olan öykü ise su sekilde de anlatilmaktadir: “Karaca Bey, arkadaslariyla beraber düsman tarafindan sarilir, kimi sehit kimi tutsak olur. Karaca Bey elinde bayragi ile düsmana direnir, sehit ve tutsak olmasi durumunda bayrak düsmanin eline geçeceginden bayragi düsmana teslim etmek istememektedir. O anda aklina bir fikir gelir. Bayragi küçük parçalara böler ve yutar, sonrada düsmana saldirir, yaralanir ve yere düser. Yarali olarak bulundugunda arkadaslari tarafindan kendisine bayragin nerede oldugu sorulur; düsmana teslim etmemek için yuttugunu söyler. Komutani bu sözlere inanmaz. Dürüst ve yigit biri olan Karaca Bey bunu ispat etmek için keskin palasi ile karnini yarar ve yuttugu bayrak parçalari karnindan disariya kanlarla beraber çikar. Gerçegi ispatlamasi ve mutlulugu içinde yere yigilir. Son sözü “Benim mezarimdan hiçbir zaman bayrak eksik etmeyin” olur. Iste o günden beri türbesinde bayrak eksik olmaz.

Gelibolu Kalesi( Tarihi Liman)

Kale, hükümet konaginin çevresindedir. Antik dönemde kuruldugu bilinen kaleyi Bizans Imparatoru I. Justinianus onartmistir. Evliya Çelebi’nin anlattigina göre, kale dik ve kesik kayalara kurulu 6 köseli bir kaleydi. 70 kulesi bulunuyordu. Kale içinde XVII. yüzyilin ortalarinda 300 tek katli ev, kethüda, topçu basi ve cebeci basinin konaklari, su sarniçlari, cami ve hünkar hazinesi vardi. Kaleden geriye sadece bir burcu kalmistir. Liman ise iki bölümden olusmakta olup, denizle olan baglantisini dar bir geçis ayirmaktadir. Yol olarak kullanilan köprü limani ikiye ayirmaktadir. Köprünün altindan geçen küçük tekneler genellikle iç taraftaki havuzda baglanmaktadir. Kule ise içteki havuzun yaninda yükselmektedir.Piri Reis Müzesi Olarak Halkimizin ziyaretine açiktir.

Gelibolu Mevlevihanesi

Dünya’ nin en büyük Mevlevihane’ sidir.Bu bakimdan hem en genis araziye,hem de en büyük ve hasmetli Semahaneye sahip olanidir.Plan bakimindan Galata Mevlevihane’ si ne benzemektedir.

Mevlevihane’ninbanisive ilk postnisini, yeniçeri agalarindan Kara Hasan Aga’ nin oglu Agazade Mehmed Hakiki dededir.Zamanin Kaptan- i deryasi Ohrali Hüseyin Pasa Akdeniz seferinden dönerken Gelibolu Mevlevi hanesi’ ne ugrayipSeyh Agazade Mehmed Dedeyle görüsüp ve ondan yakinda sadaret Mührünün kendisine verilecegihaberini almistir.Hüseyin Pasa veziriazam olduktan sonra Besiktas Mevlevihanesini yaptirip,Mehmet deden ilk Postnisin olmasini istemis, böylece her iki Mevlevihane’ nin mesihatini birlikte yürütmeye baslayan Mehmet Dede, küçük bir yelkenli ile Gelibolu-Istanbul arasinda gidip gelerek görevini yerine getirmistir.

Zamaninda bir mescid, zengin kütüphane, altmis odali harem dairesi, genis bir yemekhaneye, bir han ve okula sahip olan Mevlevihane külliyesi düz bir mevkide yaklasik 33,000 m2 bir alana sahip olup ihata duvari ile çevriliydi.

Batidaki sokaktan yuvarlak kemerli, sütunlari korint baslikli mermer taç kapi ile 1000 m2 lik avluya giriliyordu.Avlu’ nun kuzeyinde kiremit örtülü kesme tastan yapilmis Semahane- türbe binasi ve onun güneyin de hamüsan yer almaktaydi. Hamüsanin dogusundaki diger taç kapidan minareli mescid,dervis hücreleri selamlik ve harem dairesi ile güneye inen kiremit örtülü diger bina topluluguna geçiliyordu. Semehane ve türbe binasinin süslemeleri 2. Mahmut Dönemi sonu Abdülmecid dönemi, basinda devam eden tasra Türk Empire üslubunun tipik örneklerindendir.12 metre yüksekligindeki cepheler yatay bir silme ile ikiye bölünmüs,üst yarisi yüksek altlikli ve korint baslikli sütunçeler, alt yarisi da plastrlarla düsey bölümlere ayrilmistir.Her bölümde altli üstlü iki sira halinde düz silmeli ve üçgen alinlikli büyük dikdörtgen pencereler yer almaktadir.Üst pencereler, dis kesimli sacak kornisinin altinda bulunan üç bölümlü ve yuvarlak dilimli birer kemer olarak düzenlenen yüzeylerin ortasina yerlestirilmistir.

Bu düzen binan dört çevresinde devam etmekte , sadece kapilar ve merdivenlerle kesilmektedir.

Külliyenin o zamanlar küfeki tasindan minareli, kiremit örtülü ve bakir alemli, iki katli bir semahanesi nin bulundugu sema meydani dösemesi ile mahfel,merdiven ve kürsünün ahsaptan yapildigi,üst katin giris kapisinin saçakli ve duvarlarin nakisli oldugu, semahanenin bir yaninda kadin mahfeli, divan hane, ocakli kösk, diger yanda cephesi abdest musluklu, alti dervis hücresi ile seyhe mahsus sofali iki oda kütüphane ve divanhanenin yer aldigi bilinmektedir.

1, Dünya Savasi sirasinda buranin son seyhi, Burhaneddin Dede, yedidervis ile birlikte 4. ordu emrindeki Mevlevi alayi na katilip 3 yil Sam da kalmistir.Bundan sonra Gelibolu Düsman isgali altinda kaldigi için Mevlevihane’ nin tarihçesi karanliktir.

Bu dönemde cephanelik olarak kullanilan Semahane Binasi uzun yillar bakimsiz ve ilgisiz birakilmis, yillarin ve zamanin acimasizligina ugramistir.

Bir Bas Yapit olan bu yapinin restorasyonu tamamlanmis ziyarete ve sema törenlerine ev sahipligi yapmaya baslamistir.Görülmeye deger bir kültür mirasi olarak Gelibolu’ da ayricalikli yerini korumaktadir.